Bugün - 20 Kasım 2017 Pazartesi
 
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Yeni Üye
FUTBOL BASKETBOL VOLEYBOL ALTYAPI ANILAR ROPORTAJLAR GÖRÜNTÜLÜ HABER MAÇ ÖZETİ GENEL HABER KÖŞE YAZILARI DUYURULAR Diğer »
Haber Detayları

ŞAMPİYONLUKTA ETKEN TAHİR TÜRETKEN

Karşıyaka’nın adına tezahüratlar yazılan yaşayan efsanesi. “Şampiyonlukta etken Tahir Türetken” ağabeyi. “Bunları ilk defa size anlatıyorum” dedi ve başladı anlatmaya. Karşıyaka Spor Kulübü’nün tarihini, daha önce hiçbir yerde okumadığınız olayları Tahir Türetken’in ağzından dinlemeye hazır mısınız? KSK tarihi kitaplarına geçecek o enfes röportaja görüntülü ve yazılı olarak haberin devamından ulaşabilirsiniz.

ROPORTAJLAR Haberi - 05 Şubat 2015 Perşembe - 12:22
Resmi büyütmek için üzerini tıklayın...

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Karşıyaka Spor Kulübü ile tanışmanız nasıl oldu

TAHİR TÜRETKEN: Sene 1936… Henüz 13 yaşındayım.  Beni ilk kulübe kaydeden Refik Çullu oldu. Kulübe üye olduğum zaman dayım tenis şubesinin başkanıydı. O zamanlar kulüpte yalnız şarpi sınıfı vardı ve başka da sınıf yoktu. KSK’ye ilk olarak yelkende başladım.  Kulüp bana sporcu lisansı çıkarttı. Ondan sonra bu hastalık içimize girdi. Biz Karşıyakalı olarak aşılandık. Taraftar olarak sevdamız da orta mektepten başladı.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Karşıyaka Spor Kulübü’nün tarihini sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz ?

TAHİR TÜRETKEN: Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk kulübümüzü iki defa ziyaret etti. İlk ziyaretini 1925 yılında yaptı. Bu ziyaretinde  kulüpten ve sporcularımızdan stayiş ile bahsetti. 1926 yılında futbolda İzmir şampiyonu olduk. 1926 yılında Atatürk bir daha geldiğinde; “İlk ziyaretimden sonra o kadar mutlu  oldum ki ziyaretimden sonra bu kulüp şampiyonluk yaşadı” dedi. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye’de ilk defa ay yıldızı göğsüne takma şerefini kulübümüze müsaade etti. Büyük önderimizin bize lütfettiği ay yıldızı şerefle taşıyoruz.

Kulübümüze ikinci büyük ziyaret İsmet İnönü tarafından yapılmıştır. İnönü, 1931 senesinde Başvekil olarak İzmir’e geldi ve kulübümüzü ziyaret etti. Şimdiki Tersane’nin bulunduğu yerde  bizim kayıkhanemiz vardı. İnönü oraya geldi ve futoya binip yekeye geçti. O Yeke’de yarışlara iştirak etti. İsmet İnönü’nün o gün melon şapkası ile çekilmiş fotoğrafı bende var.

O fotoğrafın da bende ayrı bir anısı var. Ben 1931 senesinde henüz 8 yaşındaydım. Fotoğrafı nereden edindiniz diyeceksiniz? Zaman geçti, sene 1960. Kulübe başkan olduğum zaman Ankara’ya gittim. O zamanın Türk Hava Kuvvetleri Komutanı Zeki Paşa beni evine öğle yemeğine davet etti. Zeki Paşa’nın kendisi de emekli olmuştu yaşı da 90’a geliyordu. “Tahir evladım sen şimdi KSK’nin başkanısın ama bu kulübün çok şeyini bilmezsiniz” dedi. “Tabii ki paşam” dedim. Eşine seslendi; “Albümü getir Tahir’e bir şey göstereceğim” dedi. Bir fotoğraf çıkardı. Bu fotoğrafta İsmet İnönü bizim kulübü ziyaretinde dörtlü futo da resim çektirmiş. “Şu gördüğünüz adam benim. 1931 yılında KSK’nin kürekçisiydim” Şimdikiler KSK’nin ne olduğunu bilmezler”  dedi.  O fotoğrafı da bana hediye etti.

Kulübümüzü ziyaret eden bir diğer kişi Adnan Menderes idi. Aynı zamanda kulübümüzün de üyesi olan Menderes  1951 yılında başvekil oldu. Kulübümüzün o zaman ki başkanı Reşat Çelebi aynı zamanda Demokrat Parti’nin Karşıyaka İlçe Başkanı idi. Kulübe başkan olmasını da kendisine ben rica etmiştim. Menderes’in ziyaretinde Reşat Bey  beni yanına almıştı. Yağmurlu bir havaydı. Çiçek buketini Adnan Bey’e ben vermiştim.

Cemal Gürsel Paşa, Kenan Evren ve Süleyman Demirel  de kulübümüzü ziyaret eden önemli isimler olmuştur.

KSK’nin İzmir de ve Türkiye’de çok büyük prestiji vardı. Profesyonelliğe geçildiği zaman ikinci başvuruyu Karşıyaka Spor Kulübü yapmıştı. Bütün muameleyi takip ettim. Ankara’da Orhan Şefik Apak Beye ben tamamlamıştım. Hatta o gün saat 17.00’yi geçiyordu. Akşama tren biletim vardı ve  muameleyi bitirememiştik. Paraları da yatırmıştık. Sağ olsun Orhan Bey yardımcı oldu da işlemleri tamamladık.  Orhan Bey o gün “Tahir gel sana bir şey söyleyeceğim” dedi. Yanına gittim. “Siz Türkiye’de profesyonelliği kabullenen ikinci kulüpsünüz” dedi. Bu da ayrıca bir şereftir bizim için.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Sizin zamanınızdaki taraftar kitlesi nasıldı ?

TAHİR TÜREKTEN: Çok güzel bir taraftar kitlesi vardı. Sporcuları devamlı poh pohlardık. Her maçta alkışlardık. Küfür müfür diye bir şey yoktu bizim zamanımızda. Bir Ahmet ağabey vardı “Kasap Ahmet” bizde futbol da oynamıştı. O maçlarda havaya şapkasını atardı “bırakmaa bırakmaa” diye bağırırdı. Hatta polisler çoğu zaman onu engellemeye çalışırdı. Vali bey  “Bırakın ellemeyin bu neşeli adam” derdi. Biz öyle taraftardık.  Şimdilerde bakıyorum birbirini çekemeyen Karşıyakalılar var. Biz o zamanlar bir arada yaşayan, birbirine kenetlenmiş insanlardık.  

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ:  KSK’de yöneticilik süreciniz nasıl gerçekleşti?

TAHİR TÜRETKEN: İlk yönetime seçildiğim zaman lise son sınıfındaydım. O zamanın yönetim kurulu benim yöneticiliğimi talebe olduğum gerekçesi ile saymamıştı. Ama o zamanın başkanı Emin bey beni çok seviyordu ve yönetim toplantılarına sokuyordu.

O zamanlar İzmir’de Asım ligleri vardı.  Asım da bizim futbolcumuzdu. Onun da şöyle bir anısı var. O zamanlar bizim altyapımızdan üç tane genç yetişti. Birisi Göbek Hidayet,  diğeri Kör Hikmet ve Asım. Bu üç futbolcu zamanla  Karşıyaka’nın bel kemiği oldular. Göbek Hidayet sol tarafta, Kör Hikmet sağ tarafta, Asım’da orta göbekte oynardı.  Gel zaman git zaman Asım rahatsızlandı. O zaman “ince hastalık,  verem” demişlerdi. Belki de kanserdi ama o zamanlar kanser bilinmiyordu. Asım bir ay içerisinde vefat etti.  O takımın en teknik adamı da Asım idi. Sonra onun anısına yönetim kurulu bir karar aldı. Yaz aylarında Asım’ın anısına bir lig kuralım dedi. İlk başlarda altı mahalle daha sonra sekiz mahalle olarak herkes bir takım kurdu. Yönetim kurulu da bununla ilgili çalışmaları takip etti. Oradan adam seçmeye başladı. Asım liglerinden bizim yerli futbolcularımız gelmeye başladı. Bir de 1945 yılında Karşıyaka’da lise açıldı.  Oradan da futbolcu almaya başladık. Ben Asım liglerini çok takip ettim.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: 1952 yılındaki şampiyonluk nasıl geldi ?

TAHİR TÜRETKEN: 1926 yılında şampiyon olan kulüp aradan 20 sene geçmesine rağmen İzmir’de şampiyonluk alamamıştı. Neden ?  Harp zamanı da girdi işin içine para sıkıntıları başladı. Bir türlü o çalışmaları yerine getiremedik. Harp bitti ondan sonra 1943 senesinden sonra devamlı yönetim kurullarında yer almaya başladım. Başkanlar değişiyordu ben yönetim kurulunda kalıyordum. 1950-51 sezonu geldi. Güzel bir takım yaptık ama düşme tehlikesi geçirdik. Muhittin İşçimenler başkanlığı döneminde muaffak olamadık. Daha sonra Demokrat Parti iktidarı kazandı. Reşat Çelebi İlçe Başkanı oldu. O zaman da kulüpte maddi sorunlar vardı. Federasyonla aramız bozuktu. Başbakanın damadı Rauf Meleksoy vardı. Aynı zamanda Beden Terbiyesi Genel Müdürü. İktidar değişince o da gitti. Reşat Çelebi’ye gittim. “Reşat ağabey kulüpte başkanlık boşluğu var. Siz başkan olur musunuz?” dedim. “Tahir nasıl yapacağım o işi” diye sordu. “Ben size en büyük yardımı yaparım” cevabını verdim. Arkadaşları da toplayıp “Reşat Çelebi’yi başkan yapalım” dedik. Halk Evi’nde kongre yaptık. Şimdiki Öğretmenevi o zamanlar Halk Evi idi. Reşat Çelebi başkan oldu ben de yönetim kurulunda yer aldım. O zamanki yönetim kurulundan da şuan benden başka hayatta kimse yok. O sırada Nevil’i Altınordu almıştı geri getirdim. Nazmi Karagöl’ü antrenör yaptım. Hem oyuncu hem antrenör olarak görev yaptı. Sencar Dikeçoğlu, Ali Erener, gol kralı Niyazi, İbrahim Yegül, Haydar. Takımı iyice toparlamıştım.

 O sırada bize “Dünya İpekçilik Haftası” nedeni ile Bursa’dan davet geldi. Bursa ipek memleketi olduğu için organizasyonu Bursa’ya vermişler. Güney Amerika, Avusturya, Çin gibi dünyanın her yerinden heyetler bir haftalığına Bursa’ya geldiler. Bir de futbol organizasyonu kuralım ve dört şehirden takım çağıralım demişler.  Reşat ağabey de “Tahir sen takımı toparla biz bu davete icabet edelim ve iştirak edelim”  dedi. İstanbul’dan Fenerbahçe, Ankara’dan Gençlerbirliği, Bursa karması Acarspor ve İzmir’den Karşıyaka. Ben takımı hazırladım. Bursa’ya gittik. Onlar kura çekmeden evvel işi tertiplemişler. Biz ilk başta Fenerbahçe ile oynayacağız.  Gençlerbirliği Acar ile oynayacak. Biz ikinci maçı Acar ile oynayacağız onlar Fenerbahçe ile oynayacak. Fenerbahçe ile Gençlerbirliği de final oynayacak. Onlar öyle tasarlamışlar. Biz ilk günü Fenerbahçe’ye iki tane geçirdik. Ertesi gün de Gençlerbirliğini 1-0 yendik. Dedik ki biz işimizi yaptık. Dediler ki bizim final maçımızı Bursaspor ile oynayalım. Onlar da Fener’e yenilmişler. 2-1’de onları yendik. Büyük bir kupa aldık ve İzmir’e kupa ile geldik. Takım da yerine oturdu. Bütün amacım 1926 yılında şampiyon olan takımı 26 sene sonra 1952 yılında İzmir şampiyonu yapmaktı ve şampiyon olduk.  Şampiyonanın son maçına ben kalmadım üç senedir askerden kaçıyordum son maçı görmeden yedek subay imtihanı için Ankara’ya gittim. 26 sene sonra takımı şampiyon yapmak benim için en büyük mutluluk oldu.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın başkanlık süreci nasıl oldu ?

TAHİR TÜRETKEN:  1957 sezonunda Sezai Akdağ mebus olunca kulüp yine başkansız kaldı. Ne yapalım diye düşünürken Cılız Fuat Okkalığolu, Vecdi Kuman, Kampana Rıza kafa kafaya verdik buraya bir başkan bulalım dedik. Benim aklıma Selçuk Yaşar geldi. Selçuk da benim aynı zamanda gençlik arkadaşım. Onlar da o yıllarda Marshall fabrikasından yardım almışlar boya fabrikasını kurmuşlar. Selçuk da fabrika da çalışmaya başlamıştı. Şehitler Caddesi’nde daha evvel boya satarlardı boya dükkanları vardı.  O zamanlar Selçuk Yaşar’ın kulüple çok ilgisi yoktu. İş icabı ben Gazi Bulvarı’nda çalışıyordum. Osman Aydemir’de onun yanında çalışıyordu. Normalde Osman Aydemir muallimdi. Erzurum’a gitmesi gerekiyordu. Selçuk da gitmesin diye onu yanına aldı. Öğlen yemeklerinde Asım lokantasında buluşuyorduk. İki buçuk liraya ne yersen ye idi.  Yine bir öğlen Selçuk ile yemek yedik. Cılız Fuat’ı da yanıma çağırdım. Hep birlikte çıktık Şeritçiler dükkanına gittik. Selçuk biz seninle bir şey konuşacağız dedik. “Ne var Tahir” dedi. “Selçuk kardeşim sen Karşıyaka’da oturuyorsun. Karşıyakalısın. Karşıyaka’da yelken sporu yaptın. Kardeşin Karşıyaka’da basketbol oynadı. Ben onun da, senin de idareciliğini yaptım. Şimdi kulübün size ihtiyacı olduğunu arkadaşlarla tespit ettik. Dolayısı ile seni başkan yapmak istiyoruz” dedik. “Ooo Tahir babam kabul etmez” dedi. “Her gün başbakanın resmi gazetelerde ön sayfalarda çıkıyor. Senin de fotoğrafın her gün arka sayfasında çıkacak. Böyle bir propagandayı bir daha bulamazsın” deyince “Nasıl olur bu iş?  Yarın fabrikaya gelin babam ile de konuşalım” dedi.

Biz ertesi günü fabrikaya gittik. Durmuş Bey’de oradaydı. Konuyu Durmuş Bey’e açtık. Durmuş Bey; “Kaç para lazım?” diye sordu. “Sizin cebinizden para çıkmayacak” dedim. “Nasıl olur?” diye sordu. “Fabrikadaki bütün hurdaları ben alacağım. Sizden fatura da istemiyorum. Parayı açıktan alırız. Bize 20 bin TL lazım” dedim. Fabrikasına iki üç defa gittikten sonra Durmuş Bey’i sonunda ikna etmeyi başarmıştık. Ben hurdaları toparlattım. Hurdaları Fuat’a aldırıyordum. Fuat’ın şirketi hurdaları Metaş’a faturalı veriyordu. Bunun üzerine Selçuk Yaşar’ı başkan yaptık. Çok da iyi oldu.

O sene Selçuk Yaşar’ın başkanlığındaki idare heyetinde  ben vardım, Kampana Rıza Alpay, Osman Aydemir,  kardeşi Faruk Aydemir, Doktor Medi Abidinoğlu, daha sonra Turizm Bakanı olan Nihat Kürşat vardı. Onlarla güzel bir idare heyeti kurduk. O sene de şampiyon olduk.  

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Karşıyaka Spor Kulübü bir çok branşta mücadele ediyordu. Bu kadar branşı idare etmek zor olmuyor muydu?

TAHİR TÜRETKEN: 1943 senesinde idare heyetine girdiğimde 16 branşımız vardı. Yönetim kurulu sadece 9 kişiden oluşuyordu. Başkan ile muhasebeciyi çıkarınca 7 kişi kalıyorduk. 16 branş var bir tane kapalı salonumuz var. O kapalı salonda boksörler ring kurar, güreşçiler minder kurar, voleybolcular file kurar, basketbolcular pota kurardı.  Antrenman saatleri şubeler arasında kavga içerisinde geçerdi.  Ben de bu işi organize  ederdim. Herkese gün, saat verirdik. Atletler, hentbolcüler dışarıda çalışırdı, yüzücüler, su topçuları banyo havuzlarının orada çalışırdı. Antrenman günleri kulüpte adeta bayram havası eserdi.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Sizin ezelden beri basketbola ayrı bir merakınız olduğunuzu biliyoruz. Basketbolda ne tür çalışmalar yaptınız ?

TAHİR TÜRETKEN: Basketbola ezelden beri çok merakım olduğu doğru. Bizimkiler 1933 yılında basketbol şubesini kurmuşlar ama geliştirememişler. 1950’li yıllarda basketbolu tamamen elime aldım ve yürütmeye başladım. Bizimle birlikte basketbol da gelişmeye başladı. O zaman Baba Özer kaptan,  Reşat Akkum, Selman Yaşar, Ayhan Öngen, Yüksel Böke gibi isimler vardı.  

Bizim en büyük rakibimiz basketbolda Altınordu idi. Onlar çok öncelerden çalışmalara başlamışlardı. 1962-63 senesinde Basketbol Türkiye Ligi kuruldu.  1964 yılında çalıştığım Ege yatırım grubu beni Betontaş’a  geçirince ve de satın almaları benim üzerime verince ben kulübü bıraktım. Ertesi yıl Karşıyaka basketbolda ikinci lige düştü.

Sene 1969… Beni Metaş’a  satın alma müdürü yaptılar.  Metaş’ta büyük bir yatırıma giriyorlardı. Aynı zamanda Betontaş’ın da yönetim kurulu toplantılarına giriyordum. İşlerim çok yoğundu anlayacağınız. O yıllarda kulübün başkanı rahmetli Ali Ulvi Kiremitçiler idi.

Yılmaz Temizocak, Ateş Özerk, Atakan Karakaplan, Yıldırım Karakaplan ile bir gün fabrikaya geldiler. “Tahir ağabey biz bu kulübün basketbolunu senden başka kimsenin yürüteceğine inanmıyoruz. Rica etsek başkan olur musun?” diye sordular. “Ben Metaş’a yeni geldim. 10 milyon dolarlık büyük bir yatırım var. Beni bu işe aldılar. Bütün satın almaları ben alacağım. Bu iş biraz zor” cevabını verdim. Çok ısrar edilince “Genel müdür ile konuşmam lazım” dedim.  Genel Müdürün yanına  gittim.  Arif Onat Bey. Çok kıymetli biriydi.  Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yapmış. Enerji Bakanlığında müsteşarken fabrikamıza gelmiş bu dev yatırımları yapıyorlar. Koyu Fenerbahçeliydi ve sporu çok iyi biliyordu. “Efendim bana böyle böyle bir teklif geldi. Kulüp başkanlığı değil sadece Basketbol Şube için” dedim.  “Tahir sen ne düşünüyorsun? Kendinde yapabilecek gücü görüyorsan ol.  Ben sporu severim. Spora yatkın insan kötü insan olmaz” dedi ve ben onayı aldım.

Başkan Ali Ulvi Kiremitçiler’e gittim. “Ali arkadaşlardan bana böyle böyle bir teklif geldi. Sen kulübün başkanısın. Bu işten bilgin var mı yok mu ?” diye sordum.  “Hayır yok. Benden bir kuruş alamazsınız” dedi.  “Ben para istemeye gelmedim nezaketen görev istemeye geldim”  dedim ve onayını aldıktan sonra yanından ayrıldım.

Bir haftalık bir çalışma ile üç senelik bir bütçe yaptım. Atakan’a dedim sen altyapının başına geçeceksin. Çalışmalara  başladık. Atakan üç sene içerisinde bana dört tane çocuk kazandırdı. Şadi, Olcay, Celal, Osman.  O sırada Muharrem Candaş’ın oğlu Tayfur Candaş  da takım kaptanı.

Üçüncü sene averajla kaybettik birinci lige çıkamadık. Bizim bütün planımız dördüncü seneydi. O sırada eski milli antrenör Aydan Siyavuş’u Kadıköy’den getirdim. “Efe Aydan gelmezse ben de gelmem” dedi. O sene bize  Efe’de geldi. Altınordu’dan Firuz geldi. Mehmet Soyak ve bizim altyapıdan gelen çocuklarla 1974 senesinde birinci lige çıktık.

Benim başkanlığımdaki ekip çok yoğun çalışıyorduk. Altyapı meyvelerini vermeye başlamıştı.  Her sene altyapıdan iki üç adam geliyordu. Nitekim en sonunda Amerikalıların dışında takımda sekiz tane adam öz be öz Karşıyakalı oynadı. Dışarıdan adam yoktu. Lige çıktığımızın ertesi sene üçüncü olduk.

Daha sonra Nadir Vekiloğlu ile Necmi Ton’u takıma aldım. Takım çok güzel gidiyordu. 1979 senesinde ikinci olduk. Altyapıdan akın akın sporcu geliyordu.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Sizin döneminizde diğer branşlarda durum nasıldı ?

TAHİR TÜRETKEN:  Bir gün yanıma  Arap Osman ile Onsekiz Namık geldi. İlle yüzme şubesini kuralım dediler.  1975 senesinde o şubenin de sorumluluğunu aldım. İki sene sonra takımı Türkiye şampiyonu yaptım. Üç sene üst üste Türkiye birincisi olduk.

Daha sonra  atletler geldi “Başkanımız olur musun?” dediler. Atletizm başkanı oldum. Beş kuruş da yönetim kurulundan para almıyorduk. İşi öyle götürüyorduk. Atletizmde de Türkiye birincisi olduk.

Eskrimde Muammer Hoca vardı onda çok ileri gittik. O sırada bisiklette de çok iyi birincilikler aldık. Kulüp çok güzel çalışmalar içerisindeydi. Ben şube başkanı olarak diğer branşlara da çok yardımcı oldum bu süreçte.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Federasyon göreviniz nasıl başladı ?

TAHİR TÜRETKEN: 1979 senesinde ülkede iktidar değişikliği oldu. Süleyman Demirel başa geldi. Federasyon Başkanı da Osman Solakoğlu idi. O sırada Osman Bey bana telefon açtı. “Tahir ben yeniden federasyonu kuracağım. Sen başarılı bir yöneticisin federasyonda seni de görmek istiyorum” dedi.  “Başkanım ben KSK’nin başına geçtim” diyerek teklifini reddettim. İki üç gün sonra Talat Hasan bey telefon etti. “Bakanım beni mazur görün kabul etmediğimi başkana söyledim. Günü gelirse tekrar çalışmaya gelirim ama şuan kulübümün bana ihtiyacı var” diyerek telefonu kapattım.

Ben aynı zamanda İzmir Belediyesi Adalet Partisi’nden meclis üyesiydim. Adalet partili olduğum için Süleyman Demirel beni çok iyi tanıyordu.  Bir gün Osman Bey Süleyman Demirel’e gitmiş. Demirel fabrikaya telefon açtı. Santral “Tahir Bey sizi başbakan arıyor” dedi. Telefona çıktım “Buyrun beyefendi” dedim. “Tahir bey size bir görev verilmiştir. Bu görevi lütfen kabul buyurun” dedi ve telefonu kapattı. Başbakan böyle deyince federasyona girdim.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Sizin başkanlık süreciniz nasıl gerçekleşti ?

TAHİR TÜRETKEN:  1978 senesinde Erol Özışıkçılar bana geldi. “Tahir ağabey seni kulübe başkan yapacağız” dedi.  “Benim şu ara  başkan olmam mümkün değil. Gel seni başkan yapalım” dedim.  “Ben yapamam” dedi.  Erol’a dedim ki; “Oğlum sen  gaz satıyorsun. Ben her gün buraya üç tanker fuel oil alırım. Eğer başkan olursan senden alacağım” dedim. Bunu da şuana kadar ilk defa size söylüyorum. Erol’u başkan yaptım. Bütün petrol işlerini de ona verdik. Gel zaman git zaman Erol, Selçuk Yaşar ile geçinemedi.  “Erol başkan olursa biz bu kulübe beş kuruş para vermeyiz” dediler. O zaman ben bunları barıştırmak için araya girdim. “Sen başkan olursan biz para vermeyi kabul edeceğiz” dediler. 1983 senesine kadar kulüplerin kongre yapmaları Evren Paşa tarafından yasaklanmıştı. Partilerin hepsi kapatılmıştı. O sırada yasaklar kalktı. Erol başkanlıktan ayrıldı. Ben 1983 yılında başkan oldum. O sırada hem Türkiye Basketbol yönetim kurulu üyesiyim hem kulüp başkanıyım. Böyle bir unvan da o zaman  başka hiç kimse de yoktu.

1984 senesinin son aylarında Avrupa da bir iş seyahatinde rahatsızlandım. Londra’dan başka kimse hastalığını bilemez  dediler  ve bana  15 gün içerisinde “bağırsak kanseri” teşhisini koydular. Londra’dan döndüğümde başkanlığı bırakıyorum dedim ve bıraktım. Benden sonra Hasan Denizkurdu, İbrahim Koç, Yılmaz Temizocak gibi isimler başkan oldu. Bu isimlerin yetişmesinde benim çok emeğim vardır.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Gelelim basketbolda lig şampiyonluğuna.

TAHİR TÜRETKEN:  Şampiyonluktan bir önceki sene biz lig ikincisi olduk. Şampiyonluğu kıl payı kaçırmıştık. İbrahim Koç başkan olunca aynı takım aynı iki Amerikalı ile devam etti. Ateş Özerk’i şube başkanı yaptık. Ateş ile çok iyi iş birliği yaptım. Hem hakemler, hem idari, hem parasal konularda federasyondan büyük faydalar sağladım. O sene şampiyon olduk. Ben aynı zamanda federasyon üyesiydim. Federasyon Başkanı Osman Bey beni tebrik etti. Sırada Reis-i Cumhur kupası var ve kazanırsanız kupayı da sana verdireceğim demişti. Ancak ben bir nedenden dolayı şampiyonluk maçına gitmemiştim.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Neydi o neden ?

TAHİR TÜRETKEN: O senelerde takım Metaş forma reklamı ile maçlara çıkıyordu. Selçuk Yaşar Metaş’ın reklamını çıkarmış oraya Tuborg koydurmuş. Bende kendisine “Niye böyle yaptınız ?” diye sordum. “İbrahim’in başkanlığında kupayı biz aldık” dedi. Ben de “Bunu değiştirmezseniz size çok gücenirim” dedim.  Değiştirmeyince de final maçına gitmedim.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Bu olaydan sonra Selçuk Yaşar’a kırgınlığınız oldu mu ?

TAHİR TÜRETKEN: O olaydan sonra Selçuk Yaşar’a kırgınlığım olmuştu ama ben kin tutan biri değilim. Bu olayı çabuk unuttuk. Ondan sonra her yerde yine hep bir aradaydık.  Şunu da söyleyeyim Selçuk Yaşar’ın bu kulübe yaptığını hiçbir başkan yapmamıştır. Yalnız maddi değil manevi olarak da bu kulübe çok katkıları vardır. Çok iyi hocalar getirtmiştir. Kulübe iş birlikçi insanları sokmuştur. Sadece futbolda değil diğer branşlara da çok yararları olmuştur. Mesela bir balo olur, bir organizasyon olur Selçuk Yaşar 100 tane bilet alır. Çeşme Altınyunus da gece tertiplenir Selçuk Yaşar oradan beş kuruş para almaz. Selçuk Yaşar’ın kulüp hastalığı çoktur.

Hatta bu sene Köşk’e beni çağırdı. Orda kendine gevrek-zeytin-peynir aldırmış onları yedi.  “Tahir bu kulüpte ikimiz varız. Şimdi seninle akıl danışalım nasıl yaparız da Fatih Diniz’i bırakmayız” dedi.  “Sizin kızınızla konuşmuş kızınız ona basketin dışında para vermem demiş” dedim.  “Nasıl der bunu?” dedi.  Fatih Diniz’e  telefon açtım bir yerde toplantıdaymış o nedenle ilk etapta görüştüremedim.  Kulübe bir gittim Fatih Diniz geldi. “Aman dedim daha Selçuk gitmediyse seni ona götüreceğim” Selçuk Yaşar’ı aradık “Gelin,  gelin” dedi.  Tekrardan köşke gittik. Fatih Diniz durumu anlattı. Selçuk Yaşar’da “Evvela ben burada varım ve hayattayım. Kızım ikinci planda kalır. Ben söz veriyorum sana futbola da yardım edeceğim ve 3 milyon TL  para vereceğim” dedi. Orada Fatih’i tekrar başkanlığa ikna ettik. 

 Selçuk Yaşar  ile benim aram hiçbir vakit bozulmuş değildir. Biz birbirimize kinayeli konuşsak bile yine beraber oluruz. Çünkü birbirimizi çok severiz. Selçuk benim gençlik arkadaşımdır. 1940’lı yıllarda hep birlikte vakit geçirdik. Gençliğimiz beraber geçti. Selçuk’un kulübe yaptığını bugün hiçbir başkan yapmamıştır. Yaptıkları hiçbir zaman unutulamaz. Karşıyaka tarihine de en büyük başkan olarak geçecektir.

v

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Gode Cengiz’i bir de sizin ağzınızdan dinleyebilir miyiz ?

TAHİR TÜRETKEN: Gode Cengiz doğduğu zaman Çarşı’da bayram yaptık. Gode Cengiz’in babası Sabri Kocatoros. Sabri çok iyi bir Karşıyakalı idi. “Deli Sabri” derlerdi ona. Öz be öz Karşıyakalıydı. Galip geldiğimiz her maçtan sonra davulu eline alır tüm çarşıyı dolaşırdı. Sabri’nin üç tane oğlu oldu. En büyükleri de  “Gode Cengiz” idi.  

Gode Cengiz’in hayatında yardım etmediği kimse yoktur. Cebinde 10 TL parası olur. Başkasının o paraya ihtiyacı varsa 5 kuruş bile cebinde kalmamasına rağmen onun ihtiyacını görürdü.

Benim başkanlığım dönemimde Gode’nin bana çok büyük yardımları olmuştur. Yalnız bir kabahati oldu Altınordu’ya gitti. Aslında kabahat yine Gode’de değildi. O günkü yönetimin ilgisizliği yüzünden gitmişti. Sanıyorum o zamanın başkanı ile arasında bir tartışma yaşanmıştı. Benim de kulüpte olmadığım döneme denk gelmişti ama sonra Gode’yi  geri aldık. 1969-1970 döneminde ki şampiyon takımda oynadı. Cengiz insan olarak çok büyük meziyetlere sahip biriydi. Fedakardı. Öldüğü sene Altınyunus da idim. “Beyin kanaması geçirdi” dediklerinde  beynim dönmüştü. Çünkü çok severdim kendisini. Çocuklarını da iyi yetiştirdi. Eşini de çok severdi.

YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Tribünlerde söylenen “Şampiyonlukta etken Tahir Türetken” tezahüratını duyduğunuzda neler hissediyorsunuz?

TAHİR TÜRETKEN: Bu sloganı Çarşı Grubu’ndan Taner ve Okan arkadaşlarımız çıkardı. Zaman zaman Arena’da ki basketbol maçlarımızda bu tezahüratı söyleyip beni sevindiriyorlar. Tüylerim diken diken oluyor. Sonra herkes beni alkışlıyor. Kaç defa beni sahaya indirdiler. Bu muhteşem bir duygu.

yesilkirmizi.net/özel

 
Anahtar Kelimeler:Karşıyaka’nın, adına, tezahüratlar, yazılan, yaşayan, efsanesi, “Şampiyonlukta, ,
Kaynak / Editör: Okunma Sayısı: 4258
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu habere hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer ROPORTAJLAR Haberleri
MUTLU ALTUĞ: HER YİĞİDİN YOĞURT YİYİŞİ FARKLIDIR
AİLESİNİN AĞZINDAN GODE CENGİZ EFSANESİ
RIDVAN DİLMEN: BEN KARŞIYAKALIYIM

RIDVAN DİLMEN: BEN KARŞIYAKALIYIM
KARŞIYAKA'YI AYAĞA KALDIRAN ADAM
BİLAL ŞAR: GELECEĞİMİZ EMİN ELLERDE
KSK'DE UMUT'LAR TÜKENMEZ
KSK'NİN NE OLDUĞUNU HERKES BİLİYOR
Diğer Başlıklar

SON ANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ
KAHIR HAFTALARI
TRİBÜNDE DOSTLUK RÜZGARI
KARŞIYAKA ALTAY'A DİŞ GEÇİREMEDİ
KIZLAR HAKEMLERİ GEÇEMEDİ
İZMİR DERBİSİNDE ALTAY'I KONUK EDİYORUZ
PINAR KSK LİGDE YİNE KAZANAMADI
KIZLAR İSTANBUL'DA TER DÖKECEK
HAYDİ KAF - KAF
YÜCEIŞIK GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ
REKLAMLAR




Yazarlar
Barış TEZER
VOLEYBOL BİLDİĞİNİZ GİBİ
Voleybolda yeni sezonun ilk iki haftasını geride b...
Deniz Gezginci
PORTATİF TRİBÜNLERİN SOĞUK DEMİRLERİNİ DE BİLİRİZ….
Başlıkta kısıtlı yerim olduğu için ç...
Çağatay SALTIK
ELVEDA HAYALPEREST ADAM
2012 de kesişti yollarımız hayalperest adamla, o y...
Hakan GÜRAY
MENTAL TÜKENİŞ
Başlangıç çok yanlıştı, süreci ...
Yücel ÇAĞATAY
GELECEĞE UMUTLA BAKABİLMEK İÇİN
Sezon öncesi kurulan kadronun ne kadar yanlış...
Anket

Sizce Yalı'da ki alanın akibeti ne olur ?


  Çadır Kurulur562 Kişi (% 21 )
  Stat Yapılır2026 Kişi (% 78 )

Toplam 2588 Kişi

Röportajlar
HEDEF VARSA BENDE VARIM
YEŞİL KIRMIZI EKİBİ: Sizin oynadığınız zamanlardaki KSK ile şimdiki KSK arasında fark var mı ? UFUK SARICA: Elbette var. Öncelikle semt çok değiş...
»
»
»
Arşiv Arama
Facebook
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Reklamlar
Sponsorlar
Sayfalar
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
(181 Online) 0,33ms